Smear Testinizi Yaptırıyor musunuz?
Mayıs 23, 2017
Gebelikte Egzersiz Yapılabilir mi?
Mayıs 23, 2017

Vajinal Akıntılar

Vajina kadın üreme sisteminin dışarı açılan kısmı olup cinsel aktivitede, doğumda, adet kanının dışarı aktarılmasında kullanılan organdır. Yaklaşık 8-10 cm uzunluğundadır. Kadınlar arasında zaman zaman rahim olarak da nitelendirilir ama rahim vajinanın sonunda olup batın içinde yer alan organımızdır. Vajinanın kendine ait bir ekosistemi mevcuttur ve vajina florası olarak adlandırılır. Bu flora içerisinde birçok mikroorganizma yer alır ve  vajen iç ortamının PH dengesini sağlamakta vücudumuz için çalışırlar. “Lactobasiller” vajina florasında yer alan asidik Ph sağlamada etkili olan bakterilerdir. Vajina iç ortamının Ph’sı 3,8-4,4 arasında değişmektedir. Asidik Ph iç ortama diğer patojen mikroorganizmaların girişini ve enfeksiyon oluşturmasını engeller. Süt basilleri olarak da bilinen laktobasillerin vajina da sayıca azalması Ph dengesini bozar ve vajinal enfeksiyonlara yatkınlık oluşur. Özellikle antibiyotik kullanımı sonrası görülen mantar enfeksiyonu laktobasillerin azalmasına bağlıdır.

Vajinanın kendine özel hormonal aktiviteden etkilenen (özellikle östrojenden) epiteli vardır. Bu epitel hücreleri  ve serviks (rahim ağzı) vajinal salgı olarak nitelendirdiğimiz bir sıvı salgılarlar. Bu sayede vajina içi ıslak ve kaygan olarak kalır. Özellikle cinsel istek ve arzular ile beraber bu ıslaklık da artış olur. Salgı bezlerinden salgılanan bu sıvıya fizyolojik vajinal akıntı diyebiliriz.  Kokusuz, renksiz ve şeffaf bir akıntıdır. Üreme çağında ki kadınlarda adet döngüleri ile beraber değişkenlik gösteren hormonların etkisi ile fizyolojik vajinal akıntıda da değişiklik olur.  Özellikle yumurtlama dönemine doğru yaklaştıkça miktarı artar ve yumurtlama ile beraber yükselen hormonların etkisi ile vajinal akıntı, yumurta akı kıvamında,  çekince uzayan, şeffaf bir görünüm alır. Miktarı ne kadar fazla olsa da fizyolojik akıntı kadınlarda yanma, hassasiyet, kaşıntı gibi şikayetlere neden olmaz.

Fizyolojik olmayan yani patolojik vajinal akıntılar ise vajinanın enfeksiyonu ile gerçekleşir. Vajina enfeksiyonuna zemin hazırlayan sebepler arasında;

  • Kötü hijyen koşulları
  • Sentetik iç çamaşırlar
  • Vajina içini su ile temizleme – vajina Ph sını bozmakta
  • Vajinal tampon kullanımı
  • Alerjik yapıya sahip olma, özellikle prezervatiflerde yer alan latekse karşı alerji olması
  • Parfümlü pedler, genital bölge temizleyicileri, sabun, jel vajinada irritasyona yol açarak vajinanın dengesini bozmakta ve enfeksiyona yatkınlık oluşmakta
  • Obezite ve şeker hastalığı ve bağışıklığı zayıflatan durumlar
  • Islak mayo veya spor sonrası terlemiş iç çamaşırın üzerimizde kuruması
  • Adet kanamasının yoğun ve uzun sürmesi
  • Spiral gibi yabancı cisimler
  • Sık cinsel partner değişikliği veya sık cinsel ilişki ….

Vajina enfeksiyonu ile akıntının rengi, kokusu, miktarı değişir ve kaşıntı, yanma, hassasiyet meydana gelir. Bu akıntıya patolojik vajinal akıntı denir. Sarı-yeşil renkte, kötü kokulu, köpüklü ya da mantar enfeksiyonlarında olduğu gibi peynirimsi olabilir. Rahatsız edicidir ve mutlaka tedavi edilmesi gerekir.

Patolojik vajinal akıntıya sebep olan birçok mikroorganizma vardır.  Kadınları jinekolojik muayeneye getiren en sık durum vajinal enfeksiyondur. Tıp dilinde vajinanın enfeksiyonuna “vajinit” denir.  Vajinite neden olan mikroorganizmalar bir çoktur ama en sık görülen ajanlar ve oluşturdukları akıntı tipleri şu şekildedir;

  • Bakteriyal vajinosis; en sık karşılaşılan vajinal akıntı nedenidir. Akıntı tipi yoğun, fazla miktarda, kirli beyaz veya sarı renkte olup en tipik özelliği kötü koku yaratmasıdır. Koku kokmuş balık kokusuna Etken patojen Gardnerella vajinalis ve Bacteriodes grubu bakterilerdir. Vajen Ph’sı 4,5’dan yüksektir. Cinsel yolla bulaşabilen bir hastalık olup hiç cinsel aktivitesi olmayan genç kızlarda da izlenmektedir. Vajinada yanma, ilişki sırasında ağrı, kötü koku gelmesi, kaşıntı gibi şikayetlere neden olur. Tedavide antibiotik tedavisi uygulanmaktadır. Cinsel yol ile bulaştığı için eş tedavisi özellikle sık tekrarlayan ve inatçı enfeksiyonlarda mutlaka düşünülmelidir. Tedavi edilmesi mutlaka şarttır çünkü enfeksiyon ilerleyip rahim, yumurtalıklar ve tüplere ulaşması ile pelvik inflamatuar hastalık olarak bilinen daha ağır ve hastanede yatmayı gerektirecek kadar ağırlaşabilir. Tüplerde kalıcı hasar ve tıkanıklık durumuna sebep olarak çocuk sahibi olmada zorlanmaya neden olabilir. Ayrıca gebelik durumunda da düşüğe neden olması nedeniyle gebe bayanların kötü kokulu akıntı hissettiklerinde mutlaka hekimlerine danışmaları ve uygun tedaviyi almaları gerekir.
  • Vajinal mantar enfeksiyonu; en sık etken Candida Albicans olup vajina florasında bazı maya mantarları doğal olarak yer alır. Fırsatçı enfeksiyon ajanıdır mantarlar. Bağışıklıkta azalma olması durumunda hemen kendisini gösterir. Özellikle vücudun herhangi bir yerinde meydana gelmiş bir enfeksiyon için başlanan antibiotik tedavileri sonrasında vajen florasında ki değişimleri fırsat bilerek vajinal akıntıya neden olurlar. Kontrolsüz şeker hastalığı varlığı ve Aids, kanser hastalığı gibi durumlarda da fırsatçılık yaparlar. Mantar enfeksiyonu sonrası gözlenen vajinal akıntının tipik özelliği ise peynirimsi – beyaz süt kesiği şeklinde olmasıdır. Vajinada yoğun kaşıntı ve beraberinde dış genital dediğimiz dudaklarda yanma, şişlik, kızarıklık ve kaşıntı olur. Cinsel ilişki sırasında ağrı hissedilir. Bazen idrar yaparken yanma da beraberinde olabilir. Diğer vajinal enfeksiyonlardan koku yapmaması ile ayırt edilir. Cinsel yolla bulaştığı gibi hiç cinsel aktivitesi olmayanlarda da gözlenebilir. Tedavisinde ağızdan ve vajinal yoldan kullanılan mantar ilaçları etkilidir.
  • Trikomonas enfeksiyonu; bu vajinal enfeksiyona neden olan etken Trikomonas vajinalis parazitidir. Cinsel yol ile bulaşır. Parazitin dış ortamda özellikle ıslak havlu ve banyo giysilerinde 24 saat canlı kalma özelliği vardır. Bu nedenle nadiren de olsa enfekte kişiden diğerine giysi, havlu ile de geçiş gösterebilir. Hijyen koşulları son derece önemlidir. Vajinal akıntı tipi yoğun, bol miktarda, sarı/yeşil renkte ve köpüklüdür. Vajina da kızarıklığa (çilek benzeri)dış genitallerde de kızarıklık ve yanmaya neden olur. Cinsel yol ile bulaştığı için mutlaka eş ile beraber uygun antibiotik tedavisi verilmesi gerekir.
  • Herpes virüs enfeksiyonu; Herpes virüsü hepimizin bildiği gibi uçuk virüsüdür. Virüsün tip 1’i ağız bölgesinde uçuğa neden olurken, tip 2’si genital bölgede enfeksiyon yaratır. Her iki tip vücuda bulaştıktan sonra sinir köklerinde hayat boyu sessiz kalabilecekleri gibi, bağışıklığın zayıfladığı durumlarda kendini gösterir. Cinsel yol ile bulaşır. Dış genital bölgede uçuk benzeri lezyonlar izlenir, son derece ağrılı olup beraberinde kişide halsizlik, ateş, baş ağrısı da izlenebilir. Lezyonlar önce kızarıklık, ağrı, o bölgede zonklama, yanma olarak başlar daha sonra su toplanması olur, tıpkı ağız bölgesinde ki uçuk gibi. Genital bölgedeki lezyonlar yürüme ile oluşan sürtünmeye bağlı sulu şişlikler olarak kalmaz genellikle patlamış ve ülsere lezyonlar olarak izlenir. Tanısı klinik olarak konulur ve tedavisinde herpes virüs için uygun antibiotik ve kremler uygulanır. Tedavi ile lezyonlar geriler ve klinik şikayetler azalır ama virüs vücuttan tamamen yok edilemez. Bağışıklık sistemimiz bizi virüse karşı koruyup yok edebilir ama ilaçlar ile bu mümkün değildir. Eş tedavisi lezyonlar var ise mutlaka yapılmalıdır.
  • HPV enfeksiyonu; http://www.drsonayisenlik.com/genitalsigillervehpvasisi/linkinden okuyabilirsiniz.

 

Peki vajinal enfeksiyonlardan veya akıntıdan kendimizi nasıl koruyacağız?

Konyaaltı kadın doğum kliniği olarak çözüm önerilerimiz şu şekilde olacak;

  • Dış genital organlarımızı sadece su ile temizlemek, vajina içine basınçlı su sıkmamak gerekir. Bazı kadınlar özellikle korunmasız cinsel ilişki sonrası veya adet döneminin sonunda kendilerini temizlemek için vajina içine duş ile basınçlı su sıkmaktadır. Su vajina Ph dengesini bozmakta ve enfeksiyonlara yatkınlık olmaktadır.
  • Tuvalet alışkanlığımızı giderdikten sonra mutlaka temizliğimizi su ile yapmalıyız ve önden arkaya doğru olacak şekilde uygulamalıyız.
  • Dar ve sıkı iç çamaşır ve kıyafetlerden uzak durun.
  • İç çamaşırlarınızı seçerken özellikle pamuklu olanları tercih edin, sentetik iç çamaşırları tercih etmeyin. Özel zamanlar için kullanmak üzere aldığınız sentetik çamaşırları uzun süre giymeyin.
  • Özellikle parfümlü ve kokulu pedler, tamponlar, prezervatifler, yıkama jellerinden uzak durun.
  • Genel hijyen koşullarınıza dikkat edin, iç çamaşırınızı günlük değiştirin. İç çamaşırlarınızı uygun koşullarda ve ısıda yıkadıktan sonra ütüleyebilirsiniz.
  • Özellikle kilolu bayanlarda bacak sürtünmeleri ve terlemenin daha yoğun olması nedeniyle enfeksiyon sıklığı artmaktadır. Kilo kontrolüne dikkat etmeniz genel sağlığınız ve vajinal enfeksiyonlar içinde koruyucu olacaktır.
  • Şeker hastalığı ve diğer özellikle bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıklar durumunda hekiminiz ile görüşüp, hastalığınız ile ilgili kontrolü sağlayın
  • Sık cinsel partner değişikliği yapmamaya özen gösterin.
  • Cinsel ilişkilerinizde kokusuz, parfümsüz prezervatifler tercih edin. Özellikle cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı kısmen etkili bir yöntemdir.
  • Spor sonrası veya yüzme sonrası terlemiş ve ıslak giysilerin üzerinizde kurumasına izin vermeyin ve değiştirin.

Sonuç olarak burada yazmak mümkün olmayan daha bir çok etken vajinada ve dış genitallerde enfeksiyon hastalığına neden olmaktadır. Konyaaltı kadın doğum kliniği olarak size tavsiyem mutlaka şikayetiniz olsa da olmasa da en erken 6 ay da bir yada mutlaka yılda bir jinekolojik muayenenizi yaptırın, smear testiniz aldırın.

Sağlıkla kalın…

 

Dr. Sonay İsenlik

Konyaaltı Kadın Doğum Kliniği

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.